Kazak Türklerinde Kişi Adları

SUNUŞ

Önce Çarlık Rusyası, ardından da 70 yıl süren Sovyet egemenliği altında kalan, kimilerince Türk dilli veya Türkî olarak nitelense de her zaman için Türk olarak bildiğimiz topluluklar ile kopan bağlarımızın, yeniden birleşme imkânına kavuşmasına yol açan Sovyetler Birliği’nin dağılmasının üzerinden 10 yıl geçti.

Avrasya’yı kaplayan Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, bu coğrafyada yaşayan kan bağına sahip olduğumuz insanları tanımak, onlara destek ve yardımcı olmanın yanı sıra ticaret, eğitim-öğretim veya bilimsel araştırmalar yapabilmek amacıyla hem devlet olarak, hem de sade vatandaş olarak, plânlı-plânsız bölgeye büyük bir akın yaşandı. Bu hareketlilik sırasında büyüklü küçüklü iş adamlarımız ile birlikte, bölgeye eğitim amaçlı olarak gerek devletin, gerekse çeşitli kuruluşların el attığını da gördük.

Bilimsel çalışmalar yapmak amacıyla gidenler ile bu coğrafyada yaşayanlar hakkında bilgisi olanlar dışında, yeni kurulan Türk Cumhuriyetleri’ne giden insanları bir sürpriz bekliyordu. Türkiye’nin, bağımsızlıklarının ilânının hemen ardından, aynı saatlerde tanıdığını açıkladığı bu yeni cumhuriyetlerde Türkçe konuşulmuyordu. Demek ki, bunlar Türk değildi (!) Türk olsalardı konuştuklarını anlayabilirlerdi (!)

Yukarıda da ifade edildiği üzere aradan 10 yıl geçse de, özellikle söz konusu cumhuriyetlere gerek görevle gelen, gerekse yıllardır o topraklarda çalışan ve çalışmaya devam eden insanlarımızın büyük bir çoğunluğunun düşüncelerinin değişmediğine, Kazakistan’da görev yaptığım 7 yılı aşkın bir süre içinde ne yazık ki şahit oldum. Cumhuriyetlere gönderilen öğretmenler, din görevlileri, araştırmalar yapmak üzere bu ülkelere gelen bilim adamları, Türk vatandaşlarının bu yöndeki düşüncelerini silmek için takdir edilecek bir çaba içindeler. Ancak asıl amaçları, bulundukları ülkelerin öğrencilerine, vatandaşlarına yönelik olduğundan, çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırmak zorunda kalıyorlar.

Daha Kazakistan’a gitmeden Ayfer Işık ile birlikte hazırlamış olduğumuz, ancak fırsatını bulup da bastıramadığımız “Türkiye Türkçösü- Kırgız Türkçösü Sözdügü”nün, 1997 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında çıkması, benim yeni çalışmalar düşünmeme zemin hazırladı. Değişik konularda başladığım çalışmalarım sırasında, dönemin Devlet Bakanı Abdulhaluk Mehmet ÇAY’ın da yönlendirmesi ile Kazak adları üzerine yoğunlaştım.

Bu doğrultuda, Kazakistan’da bu konuda yayımlanmış en kapsamlı çalışma olarak bilinen, Januzakov Tel’hoja Januzakoviç ve Esba(y)eva Klara Sıbankuloyiç’in “Kazak Adları” eserini Türkiye Türkçesine aktarmayı uygun gördüm. Beni, böyle bir girişime sevk edenlere teşekkür etmenin de, yerine getirilmesi gereken bir borç olduğuna inanıyorum.

Türk asıllı olmayıp da Kazakistan’da yaşayan Kazakistan vatandaşlarının da aynı adları kullandığı izlenimine meydan vermemek amacıyla “Kazak Türklerinde Kişi Adları” olarak Türkiye Türkçesine aktardığım eser ile ilgili çalışma sırasında elbette, birtakım hatalarım, eksiklerim olmuştur. Bu konuda yapılacak eleştiriler, bundan sonraki çalışmalarımda benzer hatalara düşmememi sağlayacaktır.

Nurettin AKSU

KÜNYE

Kitap Adı: Kazak Türklerinde Kişi Adları
Yazarlar: T. J. Januzaqov – K. S. Esbayeva
Aktaran: Nurettin Aksu
Yayınevi: Türk Dil Kurumu Yayınları
Basım Yeri ve Yılı: Ankara – 2003

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*